Kapıdağ’ın Yüksekliği: Efsane Bir Yokuş, Gerçek Bir Zirve
Bir yokuş düşünün, her adımda biraz daha yükselebilen, biraz daha büyüyebilen bir dağ. Bir yokuş düşünün, her zaman daha fazla keşfetmek isteyeceğiniz, her köşesinde yeni bir manzara, her virajında farklı bir his barındıran bir yer. İşte, Kapıdağ’dan bahsediyorum. Hani şu Marmara kıyısının en güzel parçalarından birisi olan, uzun yıllar boyunca pek çok efsaneye, hikayeye ev sahipliği yapmış olan o dağ. Kapıdağ kaç metre, diye soracak olursanız, cevabı çok basit değil. Bu dağ, sadece bir rakamla açıklanamayacak kadar derin, çok katmanlı bir yer.
Kapıdağ’a Giden Yolda: Bir Kez Yükseldiğinizde, Hep Yüksekte Kalmak İstediğiniz Bir Yer
Çocukken, Ankara’nın sıkıcı beton sokaklarında, bir parmak bal gibi bir tat arardım. Hayat, ne zaman ki Kapıdağ’a gitsem, biraz daha güzel, biraz daha renkli olurdu. Burası bir huzur kaynağıydı; neredeyse her yaz tatilinde atladığımız arabamızla, orman yollarından geçerek, sahil köylerine inerdik. Yokuşlardan geçerken, yüksekliği o kadar hissediyorsunuz ki, Kapıdağ’ın yeri bir daha asla sıradan bir nokta haline gelmiyor. Fakat, Kapıdağ’ın kaç metre olduğunu sorarsanız, işte o zaman biraz kafa karıştırıcı bir cevap alırsınız.
Kapıdağ’ın Gerçek Yüksekliği: Ölçülmesi Zor Bir Dağ
Kapıdağ, Marmara Bölgesi’nin batısında, Çanakkale’ye yakın bir yarımadadır. Her ne kadar her köyde, her ilçe merkezinde çeşitli rakamlar kulaktan kulağa yayılsa da, Kapıdağ’ın tam yüksekliği 1.200 metre civarındadır. Bu dağ, o kadar belirgin ve etkileyici bir görüntü sunar ki, “Kapıdağ kaç metre” sorusunun cevabından çok, oradaki atmosferin nasıl bir şey olduğunu anlatmak daha anlamlıdır.
Yüksekliği ne olursa olsun, Kapıdağ’ın dağlık yapısı, ormanları, tertemiz havası ve sahil köylerindeki sade yaşamı, aslında ona dair ölçülerin en önemli kısmını oluşturur. Burası sadece bir dağ değil; insanın içinde kaybolacağı, eski zamanlardan kalmış bir dünyadır. Ankara’dan bu kadar uzak olmasına rağmen, her yıl buraya gelmek, yazın en sıcak günlerinde bile o serin rüzgarı hissetmek, insanın içini huzurla doldurur.
Her Dağda Olduğu Gibi, Kapıdağ’ın Yüksekliği de Hissiyatla Değişir
İlk kez Kapıdağ’a gitmek, bir çocuğun dünyasına yeni bir renk katması gibiydi. Yokuş yukarı tırmanırken, her adımda bir değişiklik hissediyordum. Bir sonraki kayaya adım attığınızda, hava biraz daha soğuyor, biraz daha taze bir oksijenle doluyordu ciğerlerim. O zamanlar, dağcılıkla ya da doğa ile çok ilgili değildim, ama Kapıdağ’ın yüksekliği bana hiç de kısa gelmedi. O tırmanış, sadece bir rakamın peşinden gitmekten çok, doğanın dilini dinlemeyi öğreten bir deneyim oldu.
Kapıdağ’ın yüksekliği, aslında zihinsel bir yükseklik de yaratıyor. Düşüncelerinizde daha berrak, daha özgür hissediyorsunuz. Çanakkale’deki o meşhur balıkçı köylerine varmak üzere, dağdan aşağıya inerken, denizin huzur veren maviliğiyle birleşen o zirve manzarası, o dakikalarda her şeyin çok basit olduğunu gösteriyor. İş hayatımda da bu duyguyu çok yaşarım; rakamlar, döviz kurları, borsa endeksleri derken, bir anda işin ana fikrini unutabilirim. Ama bir dağa tırmandığınızda, sadece yüksekliği görmek değil, zirveye ulaşmanın verdiği içsel tatmin de çok önemli.
Kapıdağ’a Yüksekliğiyle Yaklaşmak
Kapıdağ’ın etrafında her şey size çok doğal gelir. Öyle ki, o dağla bütünleştiğinizde, rakamların anlamını yitirirsiniz. Burada rakamları konuşmak bile fazla olur; insan, Kapıdağ’ın ruhuyla buluşur. Ancak, Kapıdağ’ın yüksekliği ile ilgili bilgilere dönmek gerekirse, dağın Çanakkale Boğazı’nın hemen kıyısında yer alması, bulunduğu yeri daha da etkileyici kılıyor. Marmara’nın en yüksek yeri olmamakla birlikte, hemen çevresindeki diğer dağlara göre oldukça yüksek bir yapısı var. Hatta, Kapıdağ’ın zirvesinden bakıldığında, karşı kıyıdaki Gökçeada veya Bozcaada’yı görmek bile mümkün. Burası bir dağ, ama denizle birleşmiş bir yüksekliğe sahip.
Yükseklik Sadece Bir Sayı Değil
Özellikle ekonomi okumuş biri olarak, verilerin ve sayılarla haşır neşir olmak hayatımın bir parçası. Fakat Kapıdağ’ı her gördüğümde, yükseklik algım biraz değişir. Bu dağ, sadece bir metrikten ibaret değil, o kadar çok insanın hayatına dokunmuş bir yer ki. Burada yaşayan insanlar, tıpkı dağ gibi, sabırlıdırlar; günler burada, dağ gibi ağır akar, ama bir şekilde her şey tamamlanır.
Kapıdağ’ın yüksekliği ve ona dair gözlemlerimle ilgili pek çok bilgi edindim. Hatta zamanında bir arkadaşım “Kapıdağ ne kadar yüksek?” diye sorduğunda, tam olarak 1.200 metre dediğimde, biraz şaşırmıştı. Oysa ki, onu anlatmak, bir yükselişin hikayesini anlatmaktan farksız. Yüksekliğin çok da anlam taşımadığı bir dünyada yaşıyoruz aslında.
Sonuçta Kapıdağ
Kapıdağ’ın yüksekliği, belki de en doğru şekilde, orada geçirdiğiniz zamanı anlatmakla ölçülür. Gözünüzün önüne getirdiğinizde, o 1.200 metrelik yükseklik birdencik başka bir şey haline gelir. Zihinsel olarak eriştiğiniz yükseklik de sizin o dağla kurduğunuz bağla ilgilidir. İş hayatı da böyledir, anladığınızda her şeyin bir anlamı vardır. O yüzden Kapıdağ’ın kaç metre olduğunu sormak, her ne kadar somut bir cevap verseniz de, aslında ona ne kadar bağlı olduğunuzla alakalı bir soru olacaktır.
Benim için Kapıdağ’ın yüksekliği, sabah güneşinin dağ siluetinin üzerindeki parıltısıyla, gece yıldızlarının o koyu karanlıkla birleştiği yerle ölçülür. İş hayatındaki stres, zaman zaman gereksiz olan her şey gibi kaybolur, fakat dağın verdiği huzur, her zaman baki kalır.
Kapıdağ kaç metre? İşte bu sorunun cevabını yıllar sonra bile vermek, bana bu yokuşu hep bir parça daha fazla sevdiriyor.