Giresun Görele’nin Neyi Meşhur? Edebiyatın Dilinden Bir Kasabanın Hikâyesi Bir edebiyatçı için her yer, bir kelimenin yankısıdır. Her sokak, bir cümlenin içinde gizli bir anlam taşır; her insan, bir hikâyenin kahramanı gibidir. Görele de böyle bir yer işte — Karadeniz’in dalgalarıyla konuşan, yeşilin en derin tonlarında sessizce büyüyen bir kelime. Giresun Görele, yalnızca coğrafi bir nokta değildir; bir anlatıdır, bir duygudur, bir imgeler zinciridir. Onun meşhurluğu, yalnızca tereyağında kavrulmuş bir mısır ekmeğinde ya da kemençenin içli sesinde değil; o seslerin, o tatların, o manzaraların anlattığı hikâyededir. Bir Coğrafyanın Edebî Dili: Doğanın Şiirselliği Giresun Görele, doğasıyla edebiyatın en eski metaforlarını hatırlatır.…
2 YorumKategori: Makaleler
Evde Göz İltihabına Ne İyi Gelir? Tarihin Işığında Sağlık ve Şifa Arayışı Bir tarihçi olarak geçmişi incelerken fark ettiğim en ilginç gerçeklerden biri şudur: insan, ne kadar gelişirse gelişsin, bedeniyle kurduğu ilişki hep aynı kalır. Eski çağlardan bugüne kadar göz, hem bir bilgi aracıdır hem de kırılgan bir organ. Göz iltihabı, binlerce yıldır insanın yaşam kalitesini etkileyen ortak bir sorun olmuştur. Antik Mısır’dan Osmanlı’ya, modern tıptan ev reçetelerine kadar, “Evde göz iltihabına ne iyi gelir?” sorusu aslında bir medeniyetin sağlıkla olan mücadelesinin yansımasıdır. Bu yazıda, tarih boyunca göz iltihabına karşı geliştirilen doğal tedavi yöntemlerinin izini sürecek, ardından modern çağın ev…
2 YorumBöyle Ne Sıfatı? Güç, Toplum ve Kimliğin Siyaset Bilimindeki Yansımaları Siyaset bilimi, yalnızca iktidarın kimde olduğu sorusuna değil, aynı zamanda bu iktidarın nasıl tanımlandığına ve kimler tarafından meşrulaştırıldığına da cevap arar. “Böyle ne sıfatı?” sorusu, aslında görünüşte dilbilgisel bir sorgu gibi dursa da, toplumsal düzenin derinlerine inen bir iktidar sorgulamasıdır. Bu soru, gücü elinde bulunduranların kendilerine atfettikleri unvanlara, meşruiyet iddialarına ve toplumsal hiyerarşiyi sürdürme biçimlerine meydan okur. İktidarın Sıfatları: Kim Tanımlar, Kim Tayin Eder? İktidar, yalnızca devletin tepesinde konumlanmış yöneticilerden ibaret değildir; o, kurumların, ideolojilerin ve hatta gündelik dilin içine sinmiş bir görünmez ağ olarak işler. “Böyle ne sıfatı?” ifadesi,…
2 YorumDevlet Adına Kamulaştırma Kararını Kim Alır? Güç, Yetki ve “Kamu Yararı”nın Gölgesindeki Çizgi Konuya kişisel bir yerden gireyim: Kamulaştırma denince aklıma hep aynı sahne geliyor—bir toplantı odası, duvarda “kamu yararı” yazılı bir slayt, masada birkaç imza kalemi… Ve tam o anda soruyorum: Bu imzayı kim atıyor? O imza, bir ailenin hatırasını, bir çiftçinin tarlasını, bir esnafın dükkanını tarihe karıştırabiliyor. Evet, kamulaştırma bazen gerekli; ama kararı veren elin nasıl, nerede, hangi denetimle hareket ettiğini yüksek sesle konuşmak zorundayız. — Kim Alır? “Devlet” Denen O Büyük Soyutlama Değil, Somut Kurullar Devlet adına kamulaştırma kararını sihirli bir “devlet” almaz; somut idareler ve kurullar…
2 YorumAz Hasarlı Binaya Güçlendirme Yapılır mı? Bir Filozofun Gözünden Dayanıklılığın Ontolojisi Bir filozof için “yapı” kelimesi, yalnızca taş ve betondan ibaret değildir. Bir bina, tıpkı insan gibi, zamanla yıpranır, hatıralar taşır, değişir, ama özünde varlığını sürdürme eğilimindedir. Bu yüzden “Az hasarlı binaya güçlendirme yapılır mı?” sorusu, aslında yalnızca mühendislerin değil, düşünürlerin de sorusudur. Çünkü bu soru, hem etik bir kararı, hem bilginin sınırlarını, hem de varlığın doğasını tartışmaya açar. Epistemolojik Bir Başlangıç: Bilmenin Sınırı Bir binanın “az hasarlı” olduğunu nasıl biliriz? Bu soru epistemolojinin kalbinde yankılanır. Bilgi, gözleme, ölçüme ve yoruma dayanır; fakat her gözlem, kendi eksikliğiyle gelir. Mühendisler, raporlar…
2 YorumAdli Kolluk – İdari Kolluk: Hukukun İki Yüzü, Birbirinden Farklı İki Kardeş “Bir olay olur, biri gelir tutanak tutar, diğeri gelir megafonla anons yapar… Peki hangisi kimdir?” diye merak edenler için bugünkü yazımız tam bir hukuk eğlencesi olacak! 🎉 Hukukun ciddiyeti içinde biraz gülümsemeye ne dersiniz? Çünkü bugün karşınızda kamu düzeninin Batman ve Robin’i, adli kolluk ve idari kolluk var! İkisi de toplumun huzuru için çalışır ama yöntemleri, tarzları ve hatta “olaylara bakış açıları” bile bambaşkadır. Biri olay olduktan sonra sahneye çıkar, diğeri olay olmadan önce ortalığı kolaçan eder. Tıpkı erkeklerin “çözüm odaklı” yaklaşımı ile kadınların “önleyici ve empatik” yaklaşımı…
2 YorumGıdık Herkeste Var Mı? İktidar, Güç İlişkileri ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Siyaset Bilimi Perspektifi Güç, iktidar, toplumsal ilişkiler ve düzen üzerine kafa yoran bir siyaset bilimci, insanların içsel çatışmalarını anlamak için toplumların derin yapılarında gizli kalmış unsurları ortaya koyma çabasındadır. Güç, toplumsal düzene yön veren bir araç olarak işlev görmekle birlikte, aynı zamanda bireylerin aralarındaki etkileşimde de belirleyici bir faktördür. Bu etkileşim, iktidar ilişkileri ve ideolojik yönelimlerle şekillenir. Peki, toplumda bu güç dinamiklerinin bir izdüşümü olan “gıdık” herkeste var mı? İktidar, kurumlar ve vatandaşlık çerçevesinde, toplumsal yapının içindeki cinsiyet farklılıkları ve stratejik bakış açıları üzerine kafa yormak, bu sorunun…
8 YorumGöçebe Hayatın Tanımı Nedir? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücüyle Bir Pedagojik Yolculuk Bir eğitimci olarak her yeni güne, öğrenmenin insanı nasıl dönüştürdüğünü düşünerek başlarım. Öğrenmek, sadece bilgi edinmek değil; hareket etmektir, yer değiştirmektir, bazen de köklerinden geçici olarak uzaklaşıp yeni anlamlar inşa etmektir. Bu yüzden “göçebe hayat” kavramı yalnızca tarihsel bir yaşam biçimini değil, aynı zamanda insanın öğrenme sürecindeki içsel yolculuğunu da anlatır. Peki, göçebe hayatın tanımı nedir? Bu soruya yanıt ararken sadece coğrafyaları değil, zihinlerimizi de keşfetmemiz gerekir. Göçebe Hayatın Tanımı: Sürekli Hareketin Pedagojik Bir Yorumu Göçebe hayat, en basit tanımıyla, insanların belirli bir yere kalıcı olarak yerleşmeden, mevsimsel veya ihtiyaç…
8 YorumHandikap 1 Kaç Fark Olması Lazım? Bahis Dünyasında Dengenin Matematiği Bahis oynamaya yeni başlayan çoğu kişi ilk kuponunda şu soruyu sorar: “Handikap 1 kaç fark olması lazım?” İlk bakışta basit bir oran ya da bahis türü gibi görünse de aslında bu kavramın ardında istatistik, strateji ve heyecan dolu bir matematik yatıyor. Eğer sen de maçları izlerken “bir gol daha gelse kupon tutacaktı” diye iç geçirenlerdensen, bu yazı tam sana göre. Bu yazıda handikap 1’in ne anlama geldiğini, kaç fark gerektiğini, verilerle ve gerçek hikâyelerle birlikte ele alacağız. Çünkü bahis sadece sayılardan ibaret değil; aynı zamanda duyguların, analizlerin ve futbolun kalp…
16 YorumGolfçü Dirseği: Ağrının Felsefesi ve Bedenin Dili Bir filozofun gözünden bakıldığında, beden yalnızca etten kemikten bir yapı değildir; o, varoluşun en somut ifadesidir. İnsan, düşünen bir varlık olduğu kadar, hisseden bir bedendir. Bu beden, bazen sessizce taşır yükünü; bazen de ağrıyla konuşur. Golfçü dirseği denilen durum, yalnızca bir kas-tendon rahatsızlığı değil, insanın kendi sınırlarını unuttuğunda bedenin dile gelen itirazıdır. Peki, bu ağrı bize ne söyler? Etik, epistemoloji ve ontoloji açısından bu basit görünen rahatsızlık nasıl derin anlamlar taşır? Etik Perspektiften: Aşırılığın Bedeli Etik, eylemlerimizin sınırlarını ve sorumluluğunu tartışır. Golfçü dirseği, tıbbi olarak “medial epikondilit” adını taşır ve genellikle tekrarlayıcı hareketler…
16 Yorum